Login olunuz.


Forum Yönetimi

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

GÜL İSTANBUL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 GÜL İSTANBUL Bir Çarş. Ekim 22, 2008 8:49 pm

Elleri ellerimde kanayan, yüreği tenimde dul
Beni dün gece koynundan kovdu İstanbul/

Şafağında Eminönü'nde,
Üsküdar vapuruna yasladık sırtımızı
Galata kulesinin gölgesi sakladı ilkin bizi
Sonra martılar yarenlik etti yol boyunca
Nasırlı ellerimle tutarken titrek ellerini
Avuçlarımda kalan sanki on yıllık özlemin nemi

/Kayboldum, yeşiline sepya giydirdiğim bir umut yolculuğunda, beni bul
Sağdan istila, soldan ihtilal tam dikine alıp, vurdu İstanbul/

Yığılıp kaldığımda bir başıma,
Çökerken aydın ufuk üstüme kapkara
Kezzap tadında içerken ilk sigaramı
Ellerimi açıp boş kalmışlığıma bakarken
Gözlerimden amansız düşen ilk yaşa yarenlik
Avuçlarıma sıkıştırılan demir liralara şahitlik etti Esenler garı

/Cemaline Leyla düşmüş, gözlerinde hep aynı acıyla bir kul
Sirkecide Kara Bulutlar düşerken üstüne, bir mermi sıktı göğsüme İstanbul/

Çığlık çığlığa uğultunun ardına koştuğum vakit
Boğaza Anadolu'dan bakmanın adıydı Dilruba
Yokuşunda şişerken ayak parmaklarım
Sana koşmanın tadıydı Dilruba
Vuslata bağlasak da adını,
Senden kopmanın,
Sana uzak düşmenin adıydı Dilruba

/An(a) karada çınlayan çığlıktı, gece üzerinde çul
Şiiri geçti boğazdan Koç Ali'nin, nalân İstanbul/

İnerken yokuşundan kucaklayıp öylece
Ayaklarını kesip yerden çevirmiştim, semazen
Vapuru terk ederken Eminönü'nde
Ekmek arası balığa dayamıştık dudakları
Soğan kokar telaşı biterken yüreklerde
Gülüşüne takıldı düştü şiir dilimden

/Kovdun madem öylece kaldım kalakalışla, gönderme beni ayaza gönderme karakışa
Çatıp kaşlarını öylece bakma be koca şehir, bir kez olsun yüzüme gül, Gülistanbul/

İzmit dönüşümüzde koşup seni, Sinan'a anlatıp
Yenikapı'dan feribota yetişme ihtimalim kalmamışken
Hele ki bir yetimin başı sevilmeden
Kalakalmışlığı gibi kalmışken otogarda, Sinan lazımdı
Yoktu, atmıştı köprüleri; İstanbul kaybetmiştim

/Ayaklarının önünde düştüm bir an öyle, zül
İçime düşen deniz Marmara'ysa, yıkılsın İstanbul! /

Bir resmimiz kaldı elimde koca şehirden
Vapurda çekilmişiz manzarada koca Süleymaniye
Şahit olsun aşkıma, sözüm söz olsun sana
Altı minaresinden altı kere kıyarım cana
Tutamazsam elinden, bakamazsam gül sima

/Aşkına nağme olan bütün hengâme dilde, öter çığlık çığlığa zavallı deli bülbül
Topkapı'dan tutuver, Çemberlitaş'a düşür, Yeditepe bir dilde ağlıyorsun İstanbul/

Dönüp ardıma bir kere bakmadım giderken
Düştü istemesen de gözlerin yere
Durdum adam gibi karşında
Çektim kalemimi kuşandım kâğıdı koşar adım şiire
O güzel adın boşalsın Marmara'ya
Gürül gürül akarken İstanbul'dan Ağrıya

/Ellerime batıyor tuttukça ellerinden, ne çok sevdim seni gül
Sevmedi sevgimizi, iki ayrı dünyaya saldı bizi İstanbul/

Artık gitme vaktidir şafağında bu şehrin
O geldiğim gün gibi başım dimdik göğsüm ilerde
Gözlerine sokarım namahremime baktığı yerden
Öptüğümü gördüyse dudaktan tek bir nefeste
Hoşça kal kıskanç şehir, kal yığınlığınca taş yığınıyla
Bekle bir yorgun sabah koynunda yalanlarla iç çekerken,
Çek beni içine çek be İstanbul

/Halkıma benzeyen yıkılmış koca Musul
Gün gelince yıkar seni benim aşkım İstanbul/

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz